Hem profesyonel hayatta hem de özel hayatta dijital mecralar, iletişimin ana kanallarından biri haline geldi. Cezaya konu olabilecek hakaret, dolandırıcılık gibi eylemlerin, iş ilişkisinin ya da bir evliliğin sona erme sebeplerinin, bir borç ikrarının ya da taahhüdün eldeki tek delili bazen sosyal medya yazışmaları ya da içerikleri olabilir. Bu yüzden WhatsApp gibi sosyal medya araçlarının delil vasfı, günümüzdeki önemli tartışma konularından biridir. Gelişen teknoloji, sosyal medya kaynaklı bilgi ve belgelerin manipüle edilmesini kolaylaştırdığından bir iddianın ispatı bakımından sosyal medya içeriklerinin ne işe yarayabileceği somut olaya göre değerlendirilmelidir.
🔹Suça Konu Bir Eylemde Sosyal Medyanın Delil Olarak Kullanılması
Ceza yargılamalarında amaç, maddi gerçeğin açığa çıkarılması ve kamusal yaşamın korunması olduğundan sosyal medyadaki bir yazının ya da görselin delil olarak sunulması her an mümkündür ve -suça konu eylemle ilgili olduğu müddetçe- savcılık, kendiliğinden bu delili araştırmalıdır. Buna ilişkin tanık dinleyebilir, sosyal medya hesabının incelenmesi için bilirkişi görevlendirebilir ya da ilgili kurumlara yazı yazarak bilgi talep edebilir. Bu şekilde araştırmasını derinleştirerek söz konusu sosyal medya içeriğinin soruşturmada neye yarayabileceğini tespit eder, dolayısıyla sosyal medya yazışmaları/içerikleri her zaman tek başına bir ispat aracı olmamakla birlikte doğruluğu araştırılıp şüphesiz bir şekilde ortaya konduğu müddetçe suçun ispatında bir delil olarak karşımıza çıkabilir.
Örneğin sosyal medyanın araç olarak kullanıldığı hakaret ya da cinsel taciz eylemlerinde bir ekran görüntüsünün çıktısı tek başına yeterli değildir fakat ilgili hesabın fail tarafından kullanıldığı ve failin kullanımındayken o içeriğin paylaşıldığı iddia, savunma, bilirkişi incelemesi ve eldeki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek ispat edilebilir. Tabi ki böyle bir değerlendirmede suçun unsurları ve ceza usul hukukunun temel ilkelerinden olan “hukuka uygun elde edilmiş delil” hususu da gözetilerek sonuca varılır.
🔹Özel Hukuk İlişkilerinde Sosyal Medyanın Delil Olarak Kullanılması
Hukuki bir ihtilaf haline gelen özel hukuk ilişkilerinde temel kural, tarafların kendi iddialarını hangi delillerle ispat edeceklerini başlangıçta hakime sunmalarını gerektirir (Bu ihtilafların kamu düzenini ilgilendiren yönlerinde hakim kendiliğinden delil araştırması da yapabilir ancak bu sınırlı bir yetkidir). Bu durumda bir taraf, delil olarak sosyal medya yazışması, içeriği, görseli gibi dijital mecralardaki materyallerden faydalanmak istiyorsa bunları delil listesinde göstermeli ve süresi içinde mahkemeye sunmalıdır.
Sunulan sosyal medya içeriğinin tek başına delil olarak yeterli görülmesi ise mümkün değildir. Karşı taraf bu delilin varlığını inkar ettiği (reddettiği) takdirde; bu bir ekran görüntüsü ise dijital ortamlarda manipüle edilmediğinin, bir yazışma ise yine dijital ortamlarda manipüle edilmediğinin ve iddia edilen kişi tarafından gönderildiğinin ispatı için başka delillerle desteklenmesi gerekir. Sosyal medya yazışmasının başka delille desteklenmesi gerekliliğinin ceza hukukundaki araştırmadan ayrılan yanı bunun, yine tarafların sunabildiği delillerle sınırlı olmasıdır.
Özellikle bir alacağın ispatı için dosyaya sunulan sosyal medya yazışmalarının delil değerlendirmesine dahil edilebilmesi için ayrıca tanık gibi başkaca delillerle ispat edilebilir olması gerekir. Üstelik söz konusu sosyal medya görselinin/yazışmasının bu delili sunan tarafın iddia ettiği şeyi ispat etmeye yarayacağı yönünde hakimde kanaat oluşması gerekir.
Örneğin, herhangi bir açıklama yapılmadan davalıya banka yolu ile havale edilen bir miktar paranın bir borcun ödenmesi değil de ödünç olarak verildiğini iddia eden davacı, WhatsApp yazışmalarını delil olarak sunmuşsa da yazışmalardan paranın verildiği anlaşılmakla birlikte ödünç verildiğine ilişkin bir çıkarım yapılmaması dolayısıyla Yargıtay, bu yazışmaların delil başlangıcı olmadığına karar vermiştir ve tanık dinlenmesine gerek dahi olmadan davacının WhatsApp yazışmalarının ispata yaramadığına karar vermiştir . (Yargıtay 3 Hukuk Dairesi 2023/2986E. 2024/1491K.)
Bir başka örnekte, işçinin işten istifa mı ettiği yoksa işverenin haksız şekilde sözleşmeyi mi feshettiğinin uyuşmazlık konusu olduğu bir başka davada işçinin işverene imzalı işten ayrılma bildirgesini vermiş olmasının yanı sıra şirket WhatsApp grubuna “merhaba …’daki 14 yıllık çalışma hayatımı bitirmiş bulunmaktayım herkes hakkını helal etsin” mesajı atması istifa ettiğine ilişkin değerlendirilen delillerden biri olmuştur. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/11924E. 2021/16153K.)
Sonuç olarak, tek başına bir sosyal medya görselinin/içeriğinin mahkeme önünde bir iddianın ispatına yaraması yeterli olmayıp bunun başka ispat araçları ile desteklenmesi gerekir. Başkaca ispat araçları, karşı tarafın bu mesajı attığına ilişkin kabul beyanı olabileceği gibi telefonun incelenmesini gerektiren bilirkişi delili de olabilir. İddianın inkarı ya da aksini gösteren deliller, böyle bir yazışmanın delil başlangıcı vasfını da zayıflatır. Diğer yandan böyle bir delilin mahkemeye sunulması için hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerektiği de unutulmamalıdır. Özce bir sosyal medya görselinin/yazışmasının/içeriğinin bir vakanın ispatına ilişkin gücü, çok katmanlı değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bunu ispat aracı olarak kullanmak isteyen tarafın işini en çok kolaylaştırabilecek şey ise bu içeriğin kaynağının silinmemiş ve araştırılmaya müsait olmasıdır.
